16 Ekim 2021 Cumartesi
spot_img

FAKATÇI’lık MESELESİ

Birkaç arkadaş sohbet ediyorduk…Havadan sudan konuşurken, konu konuyu açtı…Filistin’de yapılan zulme çok üzülüyorum dedi birisi…Geceleri uykularım kaçıyor. Siyonizm, kadın çocuk ayırmadan katliam yapıyor. İnsanlar kendi yurdunda esaret altında… Elli yıldır bu böyle…

Bir an sessizlik oldu… Diğer arkadaşımız, haklısın  ‘fakat’, onların dedeleri de Osmanlı’ya ihanet ettiler. Araplar; İngiliz ile işbirliği yapıp bizi arkadan vurdular.  Bizi gavura sattılar dedi. Dayanamadım o anda…Yav abi, keşke yapılan katliama ‘fakat’ ifadesi ile meşruiyet kazandırmasaydın dedim.  Masum silahsız insanların, kadın ve çocukların öldürülmesinin meşru bir gerekçesi olabilir mi? Dedesinin yanlışının faturasını toruna kesmek olur mu hiç?…Velhasıl konu kapandı. Bir süre daha sohbetten sonra ayrıldık. Herkes işine gücüne…

Onlardan  ayrılınca kendi kendime düşündüm de…‘Fakat’lı veya ‘ama’lı ifadelerle bazı kötülüklere onay verdiğimiz ne çok oluyor diye. Bilerek veya bilmeyerek…Hataları yanlışları onaylama gayretine giriyoruz. Düşündürücü  bir husus …

Şöyle ifade edenlerimiz var. Filistin’de yapılan katliamı durdurmaya bizim gücümüz yetmez. Öyleyse bağırıp çağırmaya gerek yok. Biz işimize bakalım. Devlet yada fert olarak  bağırıp çağırmaya ne gerek var? Kanaatimce bu çok yanlış bir düşünce…Hiçbir şey yapamasak da, safımız belli olmalı. Karınca misali…Zalimin yanında mı yer alacağız, yoksa mazlumun yanında mı?…Zulme sessiz kalmak, zalime ortaklıktır…İnancımız, kültürümüz bunu gerektirir.

Son zamanlarda  çokça şahit oluyoruz. Siyasi demeçlerde, köşe yazılarında, tv’de tartışma programlarında…Hakitati, doğru bilgiyi ve tarihi gerçekleri değersizleştirmek için bu söyleme müracaat ediliyor. Topluma gençliğe yanlış mesajlar veriliyor. Bir nevi zulüm sıradanlaşmış oluyor. Sanki; yeryüzünde zayıf olan, ezilmeye mahkumdur algısı yerleşiyor. Tam bir kapitalist zihniyet…Otuz yaş altı gençlerle sohbet edenler, bu rahatlıkla görebilir. Uzun soluklu bir propoganda biçimi bu…Son derece yanlış bir tutum…Bir kötülük, başka bir kötülük gerekçesiyle onaylanamaz.

Bir de ‘fakatçı’lar var aramızda… Daha çok ortalarda gezerler. Ne İsa’nın nede Musa’nın yanında…Veya aynı anda her ikisinin yanında…Hatta üçüncü olarak Fravun’un da yanında…Musa haklı ama…Fravun haksız ama…Konuşma içerikleri böyle…Akıntıya kürek çekerler…Bulundukları ortama uyum sağlamak için, kendilerine yapılan eleştirirleri ‘fakat’lı,  ‘ama’lı ifadelerle izah ederler. Veya izah etmeye gayret ederler. Yerseniz…

Her siyasi partide…Her toplulukta…Camide cemaat ile…Kahvehanede pişpişirikçilerle…Meyhanede kafa çekenler ile…Sağcı ile sağcı, solcu ile solcu…Yalancı ile yalancı…Her renk, her boya…Nereden geri kalsa eksiklik hisseder bu tipler…Her yerde onlar olmalı…Her toplulukta…Her ortamda…Bukalemun misali…

A parti teşkilatında, yahu sen dün B partisi ile birlikte idin, deseler…Evet ‘ama’deyip hemen bir izahta bulunur. Muhakkak bir açıklaması vardır kendince… Camide, kahvehanede veya başka yerde…Mutlaka bir ‘fakat’ vardır. Fakat ile söze başlayıp, bir yağlama bir yıkama…Bulunduğu diğer grubu bir kötüleme…’Ama’lı eleştiriler…Bir de bakarsınız, dün eleştirdiği ile bugün kol kola…

Şöyle etrafa bakınca, bunlardan kaç tane var?…Her yerde görürüz aslında…Şile’de bir çırpıda beş on tane sayabilirim size…Ne var bunda, niye eleştiriyorsun diyenleriniz oluyor belki de…İlçemizde yerel seçimlerde bunların adaylar arasında nasıl dans ettiklerine çok şahit olduk. Seçim kaybettikleri vaki değildir. Kazananlar partisinden yani…Aslında bunları herkes tanır. Tanımasını tanırlar da idare ederler…En çok da, buna ayar oluyorum. İkiyüzlülüğe, hatta çok yüzlülüğe prim veriliyor.

Diğer bir taktik uygulayanlar var. Kendisi ‘A’ partisinde…Kardeşi ‘B’ partisinde…Hatta karısı bir yerde, kocası başka yerde…Her türlü sonuçta kazançlı çıkmak…Amaç budur. Omurga, ahlak , etik sıfırlanmış…Lafa gelince adamlık sırasını kimseye vermezler.

Üzüldüğüm şudur…Bunlar her zaman itibar görüyor…Gemilerini her yerde, her dönemde yüzdürüyorlar…Karada, havada ve  denizde…Fakatçıların devrine mi girdik nedir?…Anlamak mümkün değil…

Yapılan şey, aslında  münafıklıktır…Ne yazık ki, münafıklığı yalama poşetinin içinde kamufle ediyorlar. İnsanlar ‘fakatçı’ münafıkları bildikleri halde tavır koymuyorlar. Onlara tepki gösteren yok. Herkes ortamı idare ediyor. Doğruya doğru, yanlışa da, yanlış diyen pek kalmadı. Bu da münafıklığın diğer şekli…

Hasılı…İnsanların çoğu omurgasızlaştı. ‘Fakatçı’lık meşrulaştı. Kötülükler ve yanlış işler ‘ama’ ile ‘fakat’ ile makyaj edilip pazarlanır oldu. Temennimiz  genç nesil bunları örnek almasın…Hepinize ‘ama’sız, ‘fakat’sız  sağlıklı ve huzurlu günler temennisiyle…

BENZER HABERLER

Yorum Yap

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img

POPÜLER HABERLER