31 Ocak 2023 Salı
spot_img

DEPREM MESELESİ

Tarih boyunca depremler hep mesele olmuştur bizim ülkemizde….Anadolu depremlerinin tarihi sürecini incelemek isteyen için, bir hayli kaynak var.

Uzmanlar, araştırmacılar ve meraklıları için bu böyle…Ancak; devletimizi yönetenler ve halk için, öteden beri depremin öncelikli mesele  olduğunu sanmıyorum.  Nasıl yani?…Şöyle ifade edelim…

Sanayileşme bizde geç başladı…1950’li yıllardan itibaren kamu ve özel sektör yatırımları büyük ölçüde Marmara bölgesine yapıldı. Aklınıza gelen, her alanda sanayi, imalat ve hizmet sektörü ile ilgili tesisler, İstanbul, Sakarya ve Bursa üçgeni içine yapıldı. Oysa bu bölgelerin büyük bir kısmı münbit tarım arazileri idi. Sanayileşmenin sonucunda bölge göç aldı…Kontrolsüz ve çarpık yapılaşma oldu. Nüfus kat kat arttı. Ülke nüfusunun yaklaşık yüzde otuzu bu bölgede yaşıyor.

Peki…Devleti idare edenler, Orta Anadolu’nun Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun boz kırları, ot bitmeyen kıraç arazileri  boş dururken, niçin böyle bir tercih yaptılar?…Yatırımları ülkenin dört bir yanına serpiştirmek varken, niçin sulak tarım arazilerinin katliamına öncülük ettiler?…

Güzelim Marmara sahilleri  betonlaştı. Ayrıca bu havzanın  deprem bölgesi olduğunu bilmiyorlar mıydı?..

İşte bu sualin cevabını ben bulamadım…Ulaşım, iklim vs…gerekçeler söylenebilir. Deprem gerçeğinin yanında bunlar geçerli mazeret olamaz.

Benim acizane kanaatim şudur….Türkiye Cumhuriyeti devleti, günü kurtarma sevdasında olan yöneticileri eliyle intihar etmiştir…Depremin tarihi, bilimsel ve periyodik bir gerçeklik olduğu bilindiği halde….

Aslında deprem  konusunda halk da bilgisiz ve bilinçsiz bırakılmıştır. Okullarımızda yakın zamana kadar ders kitaplarında depremden bahsedilmezdi. Deprem anında nasıl davranacağımız okullarda hiç öğretilmedi. Deprem olabileceğini  öğretmenlerimizden hiç duymadık. Sadece üniversitelerin, jeoloji ve jeofizik bölümlerinde eğitim varmış. Liselerde ve üniversitelerin diğer bölümlerinde eğitim alanların deprem bilgisinden  haberi yoktu.

17 Ağustos 1999 depremi ile bir nebze uyandık. Hepimiz büyük bir şok yaşadık….Belediyeler ve inşaat sektörü silkelenir gibi oldu…Mevzuatta bazı değişiklikler yapıldı…Tedbirler artırıldı…Ancak bir sonraki depreme kadar yeniden rehavete daldık.

30 Eylül Cuma günü İzmir’de yeniden büyük deprem oldu. Yıkılan binalar, can kayıpları ve maddi hasar…Tv’lerde kurtarma çalışmalarını izlerken gözlerimiz dolu dolu oldu…17 ağustos depreminde, Düzce, Van ve Elazığ depremlerinde aynı sahneleri  izlemiştik…İzliyoruz ama çabuk unutuyoruz.

Bir türlü ibret almıyoruz…Önlem almıyoruz…Tedbir almıyoruz…Allah korusun, aynı büyüklükte bir deprem İstanbul’da olursa felaketin boyutlarını tahmin edebiliyor muyuz?…

Şimdi acı sıcak ve taze…İnanın, aradan birkaç ay geçince yeniden unuturuz…Belediyeler unutur, inşaatçılar unutur ve hepimiz unuturuz…Yine eski tas eski hamam…

Bir musibet bin nasihatten evladır derler…Artık bize ne musibet, ne de nasihat fayda ediyor?…Bize ne oldu böyle?…Bu para hırsı, makam hırsı, siyasi kavgalar neden her şeyin önüne geçiyor?…Bunlar insan canından daha mı değerli?..

Kısa bir hatıramı paylaşayım…2011-2012 yıllarında Şile merkezde imar planı revizyonu  çalışmaları yapıldı.  Belediyenin planlama ekibine bazı önerilerim oldu. Bunlardan biri de, apartmanlara 1,5 metre çıkma yapılıyor, bunu engelleyelim dedim. Yani binaları çıkmasız yapalım. Vatandaşın hak kaybını önlemek için de, ayrık düzende yapılacak yapıların arsanın %30’una değil de % 40’na kurulmasına izin verelim. Böylece binalarımız depreme karşı daha dayanıklı olsun…Amirlerimizle görüşelim dediler. Bir çok konuda olduğu gibi, bu hususta da önerimize itibar edilmedi…İmar planı 2015 yılında İBB tarafından onaylanarak yürürlüğe girdi…

Şimdi Habip ve Yakup Yıldırım dostlarımızla birlikte Çavuş mahallesi Kaftan Sokak’ta mütevazi bir bina yapıyoruz. 2015 onaylı Şile Merkez Revizyon Uygulama İmar Planı’nı yapanları ve onayanları davet ediyorum. 1,5 metre çıkma yapmadan depreme dayanıklı proje nasıl yapılır, nasıl uygulanır görsünler….

İfade etmek istediğim şudur…Bana necilikten vaz geçip, hepimiz karınca kararınca bir şeyler yapabiliriz. Yeter ki, samimi olalım…Vicdanlı olalım….Sorumluluk sahibi olalım…

Zira; deprem bizim için büyük mesele olmaya devam edecektir…Bundan kaçış yok. Bir bilim adamının dediği gibi…Deprem öldürmez, çürük bina öldürür. İnsanımızın çoğu çürük binalarda oturmaya devam ediyor. Kimi çaresizlikten, kimi de vurdum duymazlıktan…İzmir depreminin uyanışımıza vesile olması dileğiyle….

Önceki İçerikUYKU VE UYKU HİJYENİ
Sonraki İçerikAR-GE ( Arakla Getir )
BENZER HABERLER

Yorum Yap

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img
spot_img
spot_imgspot_img
spot_imgspot_img
http://www.dusemimarlik.com/spot_img

POPÜLER HABERLER

İstanbul bayan Pendik arkadaş Vip bayan İzmir otele gelen bayan
bayan escort ankara escort bayan antalya izmir otele gelen escort bursa escort
izmir escort adana escortescort bayan antalya escort gaziantep escort bursa escort bodrum escort ankara escort istanbul russian escort
ataşehir escort kadıköy escort pendik escort ümraniye escort kartal escort